Telkari

Gunlerdir pek cok sey birikti icimde ve de disimda... Her yerde irili ufakli kagitlarda, defterimde, bilgisayarda parca parca yazilar. Ama henuz icimde tam mayalanmadilar. Bu seferki fetret biraz uzun soluklu oldu ama bu hal ile dogru orantili bir kelamin hokkama gelip coreklenecegi de mechul. Bir sondaji bekliyorlar ama bu durum o kadar buhranli bir hal aliyor ki... Hersey bir muddet iceride saklanmali, icimizde bir yerlerde zamanini beklerken, alip da basimizla birlikte bir yerlere goturulup gezdirilmeli, sulanmali, budanmali. Dun saatlerce suan oturdugum kanepede oturup dusundum. Isten gelirken de surekli aklimin sacaklarina asili cumeleler sarkiyordu icime, icime. Yine de bir tikaniklik... Eski bir yaziyi bile o an ayni hissleri tasimiyorsam tekrar yayinlayamazken, ifade etmek istediklerimle hakkiyla ortusmeden bir seyler yayinlamak istemiyorum. Uzun uzun bir seyler anlatmak istiyorum ama mecalim yok. Yazmak istedigim yarim kalmis bir kac mektup ve yazilar... Dostlarimdan birine en son yarim kalmis mektubumun fotografini gondermistim, yazilari okunmayacak sekilde, mektuptan umudunu kesmesin diye... Aslinda samimi bir mektup ve onu bekleyen bir dostu bekletmek en son ihmal edecegim sey bile degildir. Fakat sanki daha bir sayfayi yazip digerine gecmeden o sayfaya dusen ic golgelerim degisiyor, o kadar yogun bir hareketlilik var icimde. Isigin kaynagi ya yer degistiriyor ya da degisiyor surekli. Bu sarmallik bir yerden sonra kisir donguye de donusebiliyor. Golgesiyle oynayan bir cocuk var icimde, bir kaciyor bir kovaliyor. Saatler sonra bu sessiz monologlarin zehrini alacak, uykuya dalarken bilinc altimda tekrarladigim bir cumle cikiverdi karsima. -Ne yapiyorum ben?-sorusuna mukabil...
Dilsiz Mütercim: Acinin ve sabrin telkarisine yurek teri dokuyor, kârini da Allah'tan bekliyor... Oyleyse size neden anlatiyor derseniz, sizden de dua bekliyor... Parmaklarimda tel kesikleri...
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri




Ey çocuk yüzün farkındalık kokuyor ve duruşun cennetten bir fidan vakarında.

Konu: Evvela selam kardeşim!
Hocam gel yer bulayım sana diyor... Estağfurullah deyip giriveriyorum salona. Okulun tümü neredeyse salonda... Protokol de kalabalık. Bir köşede dikileyim diyorum. Biri yer gösteriyor. Oturuyorum başka biri yer değiştirmeyi teklif ediyor. Velhasıl bir köşeciğe sığıyorum sonunda.
Sohbet Mevlana ile başlıyor...-hâlbuki bahsi olunacak konu ile yakın bir alakası yok-Mest oluyorum o an... Çünkü günlerdir odamın dört duvarından yüreğimin semalarına değin haddim olmadan mihmanlık ediyorum o Hazrete ve onun Şems ine... Sohbet bitiyor; davetlisi olduğum hocamı beklemeye koyuluyorum. Başka bir Hocam geliyor yanıma sen artık bizden birisin, uzak durma gel yanımıza otur bundan sonra diyor.-ne yazık ki mesleğim öğretmenlik değil-Malum Hocamı izliyor etrafındaki kalabalık dağılınca yanına varıyorum. Teşekkürlerimi sunup Allahaısmarladık deyip yola koyuluyorum.
Bindiğim belediye otobüsü ineceğim güzergâha yaklaşırken büyük bir afiş görüyorum. Mevlana konulu bir sohbet iki gün sonrası için. Ilık bir tebessüm daha... Nasibi bol bir gün... Hamd olsun Mevlama.
Öğle vakti evimden ayrılışımdan akşam saati olup geri dönünceye değin onlarca yüz görüyorum. Lakin görmek eylemimiz de değişmiş, anlıyorum. Hasretle aralanan gözlerimiz yine aynı hal üzere kapanacağı vakti bekliyor. Rab vuslatı tayin ettiği vakit didarında durmaya yüzümüz olsun deyip deruni dilden dua ile mektubumu katlayı veriyorum.
İnsana kardeşten, yoldaştan çok dildeş gerek.
Konuştuğumu anlayan yoksa ne söylesem boş.
Gene de ağzımdan sözler çıkar, ama âheng nerede?
Mevlana
Alacak; dildeş: dilsizmütercim kardeşim.
***
Esselam deruni kardesim...
Uzun zamandir bir mektup almamistim, sagolasiniz...
Hep mektubu beklenilenilen oluyorum bir mubarek de evvela ben yazayim demiyor:)
Gercekten dildeslik cok farkli bir mustereklik o olmadi mi en yakin akrabalik baglari iletkenliklerini yitiriyor. O oldu mu goruldugu uzre bu sanalliga ragmen cok samimi kardeslikler kurulabiliyor. Bag bakilesiyor. Mektubunuza hakkiyla bir cevap mahiyeti tasimasa da bu satirlar kardesligin telkarisini bir ucundan bukmek aci ile sabrin telkarisinden daha guzel saheserler cikartmaya muktedir gibi gorunuyor. "güzellik tektir. aynaları çoğaltırsan o da çogalır" Mevlana... Buraya bir ayna da siz birakmissiniz, tesekkurlerimle, simdilik selam ederim...
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/3/2009 saat: 18:36
Bağlantı »
Konu: tekin olmayan.
***
Pek bi degersiz hissettim kendimi demissiniz tususuyu kardesim... Onlarin tartisiyla tartildigimizda oyle oluyor ama hamdolsun bizim baska terazilerimiz var. Iyi olmus almamislar sizi zaten alsalar kuskulanmak gerek halimizden:) Tekin degiliz evet, bu iyi bir sey tekin olmayana karsi... Ben de bir vesileyle Lou Salome'nin Nietzsche'sini tekrar okuyordum. Siz de Tan Kizilligindan bir alinti yapmissiniz. Bir cumle yazayim Ondan ben de: "Amaclarini kiyasla ve nasil da kendine tirmandigin bir merdiven olusturduklarini gor; senin icinde derinlere saklanmis bekliyor degil gercek varligin, senin cok uzerinde hukum surmekte..." Kendi zamanlarinda yabancilar olarak goze carpan 'zamansiz'lara selam olsun... Bir kardes selamiyla bile tazeleniyoruz hamdolsun, siz de dusindasiniz bu garibin, sagolun yorum icin...
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/3/2009 saat: 18:15
Bağlantı »