< Oyumu Pinokyo'ya Vereceğim! - Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri! - Blogcu






"İsterler ki kağıtlarına sığsın düşüncelerim, saksılarına duygularım!" "Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı çoktan yasaklanmış olurdu!"

18/7/2007

Oyumu Pinokyo'ya Vereceğim!



         Oy verme yaşım gelmeden önce; bir oy bir oydur, kullanılmayan oylar toplumun aleyhinedir diye düşünüyordum. Zihnime oturttuğum örnek de Hazreti Yusuf'tan idi. Şöyle ki; nasıl hazreti Yusuf iki şer görünen "Züleyha ve zindan" arasında seçim yapmak durumunda kaldığında, her iki şerden daha hayırlısını seçmişti; ben de içinde bulunduğumuz durum ve seçenekleri bu şekilde değerlendiriyordum. Doğal olarak bu seçenekler ve sistem karşısında oy vermeyi de her iki şerden daha hayırlısı olarak görüyordum. Fakat daha sonra kararımı değiştirdim, zaten oldum olası iki seçenekten birini seçme durumunda kaldığımda en az bir üçüncü yolun varlığına inanıp onu bulmanın yollarını denerim. Tek başına oy vememenin de bireysel ve toplumsal olarak kafi olmadığı aşikar olsa da hiç oy vermedim ve vermeyi de düşünmüyorum. Zira gidişatını "halka rağmen; halk için" olarak belirlemiş bir sistemde; koltuk değneği olmak istemiyorum!

         Hal böyleyken yine de şimdilerde Pinokyo'yu siyasete atılmaya ikna etmekle meşgulüm. Eğer başarabilirsem kararımda bir istisnaya kapı açarak; bir sonraki seçimlerde oyumu Pinokyo'ya vermeye niyetliyim. En azından kendisi de diğerleri gibi bir kukla olsa da yalan söylediğinde burnu uzamakta! Doğruları örtmek, rant sağlamak, zulmetmek veya adaleti geciktirmek için yalan söylediğinde,  burnunun uzaması; ya kendisini bundan alıkoymasına yada bizim durumdan haberdar olup onu alıkoymamıza vesile olacaktir diye düşünüp, bir hevesleniyorum ki sormayın! Bu toprakları/ın insanını tabandan değil tavandan bakarak tanımaktan ve daha fazlasından dolayı burnu göklere uzanan, burnunu taşımak için burun deyneklerine muhtaç, başkasının gözleriyle, dürbünüyle bakan, nice modern Firavunlara şahit olduk ve de hala olmaktayız. Soytarılar ve Hamanlar'dan hala neler çekiyoruz! Aslında sorun burunlarının havada olmasından ziyade merkeze yaklaştıkça niyetlerinin bulanması, evrim gerçirmesi, yolun başında araç olarak görülenlerin teker teker elde edildikçe amaç haline gelmesi... Meydanlar Nietzche'nin tabiriyle; "çaldığı dişlerle halkını ısıran namertler"le dolu! Oysa bizim en azından anne bak kıral çıplak demeyi başaran insanlara ihtiyacımız var.

         "Türkiye'de oynanan "demokrasicilik oyununu" şu misalle daha güzel anlatabilirim: Ülkeyi bir gemi olarak düşünün, bu geminin biri gizli olmak üzere iki adet kaptan köşkü var, tabiiki iki de dümeni... Herkesin gerçek sandığı sahte dümenin kaptanını yolcularına seçtiriyorlar. Seçilen kaptan ucu boş olan sahte dümenin başına geçiyor ve hep "...miş" gibi yapıyor; görevi bu. Gemi ahalisi, kendilerini istedikleri rotada, ulaşmak istedikleri limana doğru, seçtikleri kaptanın götürdüğünü düşünedursun; gizli kaptan köşkünün seçimle gelip-gitmeyen demirbaş kadrosu gemiyi istediği rotada seyrettiriyor. Eğer sahte dümenin başına "rol" icabı oturtulan "göstemelik kaptan", gemi ahalisinin iradesini geminin rotasına yansıtmaya yeltenirse, 27 Mayıs'ta olduğu gibi, kaptan "rol"ünden alınıp darağacına yollanarak haddi bildiriliyor." Kıymetli Hocam Mustafa İslamoğlu'nun bu tezinin büyük ölçüde doğru olduğunu düşünüyorum. Fakat dümene seçilen kişinin bu kadar pasif olduğunu kabul edersek, bu yapılan tüm hata ve hayal kırıklıklarına bir mazeret sunmaktır. Buna mukabil sistemin bir dümen üzerine kurulduğu muhakkak. Ayrıca içinde bulunduğumuz durumu tasvir ederken bazen eleştirmeye, analiz etme çabalarımız vesilesiyle; gri propagandanın, korku imparatorluğunun ekmeğine yağ sürüp, kazanılmış çaresizliği körüklemesinden de kaçınmalıyız. Özetle bu dümen sistemi için söyleyebileceğim en kapsayıcı cümle Seyyid Kutub'un; "Metod hiç de masum değildir!" cümlesidir.

         Bir gün gelecek "Üstünlerin Hukuku' nun gölgesinden sıyrılıp, "Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğü"yle beraber doğacak güneş üstümüze. Cahit Zarifoğlu'nun dediği gibi dua edelim o gün mahşer olmasın!..


         Dilsizütercim:MeryemRabiaTaşbilek

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
free page hit counter
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri
YORUMunuz için :: Paylaşmak için

7 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: buradakiler | Tarih: 16/8/2007
    Konu: Oy kullanmadık, kullanıma açılmadık.
    oy kullanmadık, oyuna gelmedik, kendimizi kullanıma açmadık. Yazınızı ilgiyle beğeniyle okuduk. Tebrikler.

    Bağlantı »

  2. Yazan: dildade | Tarih: 23/7/2007
    Konu: bir bütün olarak islam...
    pinokyolar... hzçYusuf ve güzel paylaşımlar... Tanımadığımız sürece sevemiyoruz... ve denildiği gibi kesit kesit değil bütün algılayamıyoruz. Şahsım en azından algılayamıyor... Bir bütün olarak bu dini yaşamayı yaşatmay nasip etsin ALLAH...

    Bağlantı »

  3. Yazan: KaraKedi | Tarih: 19/7/2007
    Konu: Peygamberler Masumdur!
    Oydan bahsedecektim, ama yorumlar vesilesiyle başka bir konuya girdim şimdi. Uyarayım; kalbinde korku olanlar okumasın.

    Peygamberler hata etmezler diye inanırız. Allah onları günahlardan korur. "İsmet" sıfatları vardır; günahsız demek. Onlar günah işlemezler. Onlardan "sadır olacak" "zelle"ler olabilir, ama bunlar hata bile sayılmayacak kadar önemsizdir.
    Her ne kadar Kur'an'da pek çok peygamberin "zalimlerden oldum!" diye dövündüğü, kendine zulmettiğini itiraf ettiği anlatılsa da biz bunlara itibar etmeyiz. Hatta bizim peygamberimizin "şu peygambere bak ki kendisine gelen körden yüz çeviriyor" diye azarlanmasını bile "efendim, tebliğ yaparken eşrafı kaçırmamak için böyle yaptı" gibi bahanelerle yüceltiriz. Allah'ın çirkin gördüğünü çirkin görmek gibi bir şey aklımıza bile gelmez. Haşa! Bu yaratıcıyı bile dinden çıkarabilir diye titreriz!!

    Doğuştan itibaren bir melek saflığında yaşayan (inancımız bu; asla puta tapmazlar, İbrahim'in yıldızı, güneşi de bize öğretmek için numaradandır, gerçek değildir! Her yerde sapık anlamına gelen dalalet peygamberimiz hakkında kullanıldığında "seni sapık bulduk hidayete eriştirdik" anlamına gelmez de "şaşırmıştın yolunu doğrulttuk" gibi yumuşak ifadelere döner) peygamberlerin en yücesine gelen kitapta pek çok yerde "bizden bir melek beklemeyin, size elçi olarak içinizden bir insan gönderiyoruz" mealinde ifadeler bulunması insanların aklını karıştırabilir. İlginçtir ki bu melek saflığındaki insanları toplum pek de beğenmemiş, "bu mu peygamber olmuş, hadi ya!" filan diye alay etmiştir. (Peygamberler ne çok da alay konusu olmuşlardır, dikkatinizi çekmedi mi? Karizma filan yok yani)

    Ne diyeyim; Kuran'ı ezbere okumazsanız ezberiniz bozulabilir. En iyisi bi solukta okuyun, hatta ileri geri sallanarak ritim tutturun ki inançlarınız zarar görmesin.

    Vesile oldu yazdım.

    *****
    Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Hepimizin istifadesine, tefekkürüne vesile olur inşeallah. Zelle konusunda ben de sizin gibi düşünüyorum. Zaten bu zellelerin varlığı insanoğlu için büyük bir nimet. Eğer böyle olmasaydı hem uluhiyet isnadı açısından hem de peygamerlerin bize örnekliğini "ama o peygamberdi" gibi peygamberin gönderiliş nedenini yok sayan gülünç bahanelerle mazeretlerle bulandırmamamız açısından çok önemli buluyorum. Fakat bu konuyu müslümanların sindirmesi için malesef daha uzun bir sürece ihtiyaç var gibi gözüküyor. Zira beşerin hata payını biz daha fikir ve cemaat liderlerine bile konduramıyoruz. Bu tefekkürün bahsettiğiniz noktaya ulaşabilmesi için Rabbim bize yardım etsin. Fakat bunun yanında yine de bu uyarıları yaparken peygamberimizin "Bana ne oluyor ki birilerini böyle (...) görüyorum" üslubunu örnek alarak sen dilini kullanmak yerine leyyin bir üslubu seçmenizi acizane temenni edereim. Ayrıca oy konusunda da fikirlerinizi yine beklerim. Selametle...

    Yusuf Suresi: 24 Andolsun kadın onu arzulamıştı,22 -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi -o da onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik).23 Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.

    Yusuf Suresi(33) Yûsuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum" dedi.

    Düzenleyen dilsizmutercim gün: 19/7/2007 saat: 19:04

    Bağlantı »

  4. Yazan: isimsiz | Tarih: 19/7/2007
    Konu: dua
    S.a De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Furkan 77

    Bağlantı »

  5. Yazan: neazadem | Tarih: 19/7/2007
    Konu: Tamam o zaman!
    Ben vurguladğınız mevzuun şu, müslümanların diline doladığı "ehven-i şer" ile alakalı olduğunu sandım. Hani "buna bir delil mi var" diye düşündüğümden, "araştıracağım" demiştim. Allah razı olsun!
    ...
    Aslında ıstılahına baktığınızda anlam olarak müştereklik arzediyorlar. Fakat dediğim gibi bu henüz seçimle yükümlü olmadığım demlerde bu ağzılarda dolanan kelimeden ziyade zihnimde şekillenen bir örnekti. Şimdilerde Hazreti Yusuf'un seçimiyle bu kadar yakın ilintilendirmiyorum bu konuyu. Zira aslında onun seçeneklerindeki sınır çok barizdi; zina veya zindan. Bizim bu olayı içinde bulunduğumuz duruma giydirip yeni yollar aramak ve alternatif çıkış kapılarını zorlamak yerine sadece oy vermemizi kolaycılık olarak görüyorum. Küçüklüğümdeki bu kanaate şuan sahip olmasam da ele almak, analiz etmek istedim zira bu mantık da oldukça yaygın. Emek verdiniz sağolasınız...

    Düzenleyen dilsizmutercim gün: 19/7/2007 saat: 16:02

    Bağlantı »

  6. Yazan: last moments of love | Tarih: 18/7/2007
    Konu: oyum tabii ki!!!
    oyum ayşe tükrükçüye..çünkü bu seçimlerde demokrasicilik oynamayan..ahlak ve hak diyen tek aday..

    Bağlantı »

  7. Yazan: neazadem | Tarih: 18/7/2007
    Konu: ...
    Öncelikle!
    Akıcı ve ustaca yazıyorsunuz, tebrikler!

    Ortalıkla!
    Yazınız fikren de güzel döşenmiş bir yazı. Fakat Yusuf (a.s.) ile ilgili verdiğiniz öreneği araştıracağım. Zira bir peygamberin, (diğer şerden/şerlerden düşük olsa da) bir şerri seçeceğini sanmıyorum.

    Sonralıkla!
    Allah'a emanet olun!
    ...
    Öncelikle teşekkür ederim. Sonrasında araştırmanıza yardımcı olmam gerekirse aslında atıfta bulunmak istediğim nokta Züleyha ile zindan arasında seçim yapması. Zaten cümleme de dikkat edersek; "iki şer gibi görünen" olarak ifade ettim. Olay "zahiren" bu şekildedir. Tefsirlerde de, hayata dair insaoğlunun tercihlerinde bu yönde hazreti Yusuf kıssasına "Ahsenül Kasas"a bir atıf vardır. Peygameberlerin de zelleri var fakat bu o guruba giren bir icreat değil elbette. Yazıda da örneği açmıştım aslında daha evvelinde. Çok uzun olduğu için kısaltırken gözden kaçmış sanırım. Daha aşikar bir ekleme yapmaya çalışacağım. İfade ettiğiniz için teşekkür ederim. Selametle...

    Düzenleyen dilsizmutercim gün: 18/7/2007 saat: 15:12

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »