< Önce Kendime/Seçmece - Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri! - Blogcu





"İsterler ki kağıtlarına sığsın düşüncelerim, saksılarına duygularım!" "Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı çoktan yasaklanmış olurdu!"

4/5/2009

Önce Kendime/Seçmece




''Efsaneler varlığa soru sormakla aşılabilir, soru sormak aklın dindarlığdır.'' Heidegger

ANIMSANMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY-lerden biri- hayatın diyalektik olduğudur. O ikilikler aracılığıyla var olur, o zıtlar arasındaki bir ritimdir. Sonsuza kadar mutlu olamazsın, aksi taktirde mutluluk tüm anlamını yitirecektir. Sonsuza kadar ahenk içerisinde kalamazsın, aksi taktirde ahengin farkında olamayacaksın. Ahengi tekrar tekrar uyumsuzluk tekip etmek zorundadır ve mutluluğu tekrar tekrar mutsuzluk takip etmek zorundadır. Her zevkin kendi acısı vardır ve her acının kendi zevki varıdr.
Kişi bu ikiliği anlamadığı sürece gereksiz bir ıstırabın içerisinde kalır.
Tüm ıstırabı ve tüm kendinden geçiren zevkleriyle bütünü kabul et. İmkansız olanı isteme; sadece kendinden geçirecek zevklerin olmasını ve hiç ıstırap olmamasını arzulama. Kendinden geçirici zevkler tek başına var olmaz , onların kontrasta ihtiyacı vardır.
(Osho)

''...Ağır ağır ölür, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar...''

Pablo Neruda

"İnsanlar hangi dünyaya kulak kesilmişlerse ötekine sağır." 

Şivekar' ın Yolculuğudur

../

eskiler aramaz, iz sürerdi.

bilirlerdi evet'le hayır arasına belki

sokulduğunda

felaket gelir.

noksanı fark ederlerdi, çünkü bütünden

nelerin koptuğu besbelli.

dağılmak eskilerin dilinde

ufalanmak anlamına gelirdi

iz sürerlerdi irileşmek, ulaşmak, toparlanmak için

biz yeniler bir an önce dağılsak bari deriz

korkarız kaybolmaktan çokluk içinde.

şivekar korkmadı kaybolmaktan

daldı çokluğa can havliyle

dedi bulsam da hüsnü yusuf'u

onun gibi kaybolsam keşke.

kaç yıl geçirdi şivekar arayış içinde?

neler yaşadı?

biz yeniler yüz kızartan soruları hemen atlarız.

saklarız

arayan ve arayışın süre gittiği ortamın

yek diğerinden ne paylar aldığını.

dünyada

çözülürse dünyayı

ıssız kılacak bir çelişki vardı

bir çekişme vardı dünyada azgınlık fışkırtan

taraf olunduğunda.

aradı hüsnü yusuf'u şivekar

hep geciktirilmesi gereken o çelişkinin

susmayanı sağırlaştıran çekişmenin ortasında.

yalnız arayan bilir acımasını

aramamak acımamak demektir

küçümsenecekse

memnuniyet küçümsenmelidir

dünyanın dönmekten memnuniyeti

/..

İsmet Özel/Bir Yusuf Masalı/3. Bab


free page hit counter
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri
YORUMunuz için :: Paylaşmak için

8 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Aysima | Tarih: 2009-05-06 13:34:58
    Konu: Akıl
    Akılda bir mahlukdur oda her mahluk gibi mahduddur, yani sınırlıdır her şeyi kavrayamaz, kavrayamayacagı şeyleride ret edemez. Ayrıca insanın konuşacagı cümlelerde çok sınırlıdır.
    ***
    esSelam Aysima kardeşim,
    soru sormaya vurgu yapmamız aklı putlaştırmak anlamına gelmiyor. Akıl elbette nakıstır bir noktadan sonra, bunun aksini iddia etmiyoruz. Lakin eğer akledebilen insanlar imandan sorumluysa bunun derin bir anlamı olmalı. Teslimiyet aklın gidebildiği yere kadar sorularla tefekkür edip, acz sınırına gelindiğinde varılacak bir hal. Bu soru sorma halie de teslim olmaya dair bir direnç hali değil bizim için.



    Düzenleyen dilsizmutercim gün: 7/5/2009 saat: 04:24

    Bağlantı »

  2. Yazan: dilsizmutercim | Tarih: 2009-05-06 12:44:41
    Konu: -Acıkmanın doymadan önce geliyor olması gibi.-
    Allah Kuran'da -Hiç düşünmez misiniz?-Akletmez misiniz?-İbret almaz mısınız? gibi sorularla bizi düşünmeye sevkeder ve bunun yolu da yine soru sormaktan geçer.

    Elbette soruların nasılı ve niçini önemlidir. Hakikati bulma çabasıyla, önce anlamak için sorarız, yani en azından buna talibiz. Sonra aldığımız cevaplara göre belki tasnif için belki ayıklamak için, belki daha derinden kavramak için yeni sorular sorarız. Pek çok defa bu niyetler girift bir halde eş zamanlı olurlar. Anlamak için sorulan soruların neticesinde bir reddiyenin ortaya çıkması soru sorma amacının da reddetme niyetiyle olduğu anlamına gelmez.

    Bağlantı »

  3. Yazan: hevi | Tarih: 2009-05-06 10:06:35
    Konu: ...
    neyi soracagımızı bilmek neden soracagımızı bilmek de sorudur nihat kardeşim fikri tescilleyen sözler yazmışsınız ..kelimelerin dizilişinden maksadı gözden kaçırmamak gerekir.

    Bağlantı »

  4. Yazan: chamdali | Tarih: 2009-05-06 09:53:34
    Konu: soru sormak

    Selam,

    Soru sormak müthiş bir meziyettir. Doğru cevabı bulanlar doğru soruları soranlardır. Kur'an, bunun örnekleriyle doludur. Bir tanesi İbrahim (A). Kur'an baştan sona insanın sorularına / sorunlarına cevap değil mi?

    Bağlantı »

  5. Yazan: nihat demirkol | Tarih: 2009-05-05 20:48:42
    Konu: soru sormak
    Efsaneler, aşılması değil, çözümlenmesi, açılması/anlaşılması gereken şeylerdir. (Dili ve içeriği ile) çözümlenmesi gereken bir şey, aşılması gereken bir şey olarak görülür ve sorular da bu yönde kurulursa asla bir sonuca ulaşılamaz. En baştaki; efsaneler aşılması gereken, kandırmaca, uçuk bir şeydir, şeklindeki yanlış düşünceden dolayı, boşuna didinir durur ve sorular üretir insan. Soruları da ateş olur kendisine. Demek ki, işin başında neyi sorgulamamız ve sorularımızı ne için sormamız gerektiğine karar vermek gerek önce.

    Soru sormak. aklın dindarlığı.

    ııhh, her zaman değil. hatta çoğu zaman. değil.

    Soru sormadan önce başka bir soru sormak lazım; ne için soru sormak istiyorum ben? Soru sormak istememdeki görünür ve gizli amacım ne, niyetim: anlamak mı, dışlamak mı, aşağılamak mı, ego mu tatmin etmek mi, hizmet etmek mi, hizmet etmekse neye hizmet etmek, çıkar sağlamak mı, yıkmak mı, yapmak mı, özenti mi, tutku mu...?

    Doğru mu peki sorularım Allah'ım; yanlışından soruların sana sığınırım, yalnız sana sonu hüsrana, dalalete düşürecek sorulardan. Sana yaklaştırmayacaksa eğer sorduğum sualler, uzak kılacaksa seni benden, beni senden içimde boğulsun da, dökül-e-mesinler dilimden o sorular.

    Soru sormak. bir meziyet değil. meziyet, daha çok, teslim olmak, sükut etmek O'nun huzurunda, razı olmak, güvenmek O'na, dayanabilmek, sabır ve şükür etmek, ümit...

    (diğeri eksik kalmış, bunu yayımlayın önceki yorumu silin lütfen)

    Bağlantı »

  6. Yazan: hevi | Tarih: 2009-05-05 13:44:42
    Konu: anımsama
    ''gelip durmuşsam kapısına şiir sevdamızın sebebsiz değil,ben bir şiir işçisiyim, kelimelerden balyoz taşırım belalarına belalarına dünyanın'' böyle miydi tam hatırlıyamıyorum belki 15 yıllık bir geçmişten hafızama takılıverdi bu sözler, bu yazıdan sonra.ve galiba delal kitabından hasan ali kasır'dı kelimleri hikmete dönüştüren. ellerine ve yüreğine saglık dilsiz... bizlere güzel hatırlatmalarda bulunuyor her yazın ...selam ve muhabbetle

    Bağlantı »

  7. Yazan: chamdali | Tarih: 2009-05-05 13:18:03
    Konu: katkı 2

    Kağıda dokunan kalem, kibritten daha çok yangın çıkarır.
    S.Fobes

    Kafası mum olan, ateşe yaklaşmaz.
    ANONIM

    - Hala öğrenci misin?
    - Günlerimin sonuna kadar öğrenci kalacağımı umuyorum.
    Anton Chekhow

    Baba : Yemeğini bitir
    Cocuk : Ağzım kelimelerle doluyken nasıl yemek yiyebilirim ki.
    ANONIM

    Bağlantı »

  8. Yazan: chamdali | Tarih: 2009-05-05 10:51:14
    Konu: bir katkı

    Selam,

    " seni diğerlerinden farksız kılmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada kendin olarak kalabilmek dünyanın en zor savaşını vermek demektir. bu savaş başladı mı artık hiç bitmez..."(E.E.Cummings)

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »