< Metropol Bedevisi/Arpalama ve Bulantı - Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri! - Blogcu





"İsterler ki kağıtlarına sığsın düşüncelerim, saksılarına duygularım!" "Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı çoktan yasaklanmış olurdu!"

20/6/2009

Metropol Bedevisi/Arpalama ve Bulantı



Mahkum Resimleri/Hollanda

Yağmur hızlanıyor. Şehrin içme sularına karanlık damlıyor. Yine de aydınlık bir nehir kir tutmuyor. Sular çekildiğinde çürümüş, plastik kokan tortular kalıyor caddelerin ızgaralarında. Bakan geçiyor, görenin miğdesi bulanıyor. Ama modern insan kusamıyor. Atlar, fareler ve modern insanın ortak noktası kusamamak! Atlar arpalandığında, yani kasdi yahut kendi iştahları sebebiyle arpayı fazla kaçırdıklarında ayakta duramaz hale gelirler. Modern insan da benzer sorunlar yüzünden topallıyor hatta sürünüyor. Modern yaşamın zehri topuklarından başına doğru birikmeye başlıyor ve bu hal ilerlemesi gereken mecradan alıkoyuyor onu. Bünyesini, altına tuttuğu asit yağmurları da serinletmiyor. Tüm zehir tırnak uçlarında toplanıyor. Zannediyor ki tırnaklarını başka bünyelere geçirdiğinde acısı hafifileyecek. Bu yüzden hırçınlaşıp saldırganlaşıyor. Ancak acısını katlıyor bu tutumu. Zehirlenmiş bünye bana mısın demiyor. Modern insan kusamıyor! Halbu ki içinde yaşadığı dünyacıklar farelerin bile miğdesini bulandırıyor. Bulantı çözüm olmasa da içinde bulunulan durumdan hoşnutsuzluk umut vaad ediyor yine de.

İlk başta iyileşme umuduyla dolanıyor, dolanıyor insan. Ve bazen kendi paçasına dolandğını farkediyor. Sonrasında uyuşmak için çareler arıyor. Tam da bu esnada modern yaşamın eylence ve haz diye bilinçlere kodladığı, standardını tekeline aldığı şeyler de, sızlayan ayağına dolanıyor. Bir müddet onu sarıyor yaralarına. Vitrinlerde keçi boynuzları, envai çeşit dolgu kremleri her çeşit boşluğa ayrı ambalajlarda ama hep benzer bir sığılıkta... Günden güne genişleyen kara deliklerinin hep üstünü örtüyor insan. Kaçışın estetize edilmiş halleri, kısa vadeli haz soslarıyla sürülüyor ruhların hasarlı bölgelerine. Öyle ki bu kolayclığı ve haz mübtelalığını seçmeyen insanın mutlu olabileceğine inanamaz hale geliyor insan. Yine de ara ara ve daha çok geceleri gelen bulantıya mani olunamıyor.

Bu bulantı kutsal bir şey. İnsanın içinde temiz kalabilmiş ama kurumaya yüz tutmuş pınarların ara ara kabarmasıyla ortaya çıkıyor. Bu bulantıyı seviyorum. Bana insan olduğumu ve buraya ait olmadığımı hatırlatıyor. Ey şehir, bağrımıza saplamaya çalıştığın keçi boynuzlarından beriyiz! ''Yumurta ve kabuğunun çarpılarak kırıldığı güç''e şükrolsun bu bulantıdan yana... Kendini tamamlamak için ''halkanın susuzluğu''nu çekenlere selam olsun!

Dilsizmütercim:Meryem Rabia Taşbilek


free page hit counter
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri
YORUMunuz için :: Paylaşmak için

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: Eren Çakım | Tarih: 2009-06-29 12:35:20
    Konu: Redd-i Moderniyet
    Ben farelerden tiksinirim.
    Ama kusamam.
    ?
    ...
    Odamda dolaşan fare ve haşeratlara dair düşünüyorum buara.
    Mesela şu yanımdan geçen böcük, sırf kelebek ve benzeri bi şey olmadığı için,
    insanın güzellik standartlarına uymadığı için öldürülmeyi hak ediyor/muş.
    Hiç bi zararı yok, ama çirkin/miş, öteki/ymiş. Bu yeterli/ymiş!
    -Ben buara herkese yetecek kadar kusuyorum.-
    Benden de çok selam, dua.


    Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/7/2009 saat: 02:48

    Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »