İbrahimî Duruş ve Direniş

FAKAT ASLOLAN BİZİM SINANIŞIMIZDIR!
Rabbim Muntazar el Zeydi kardeşimizi ve onun gibi onurlu insanları muhafaza edip, sayılırını çoğaltsın! En yakın zamanda özgürlüğüne kavuşması için Rabbimize dua ediyoruz. Kardeşimiz, objektiflik kılıfının altına sığınıp taraf olmaktan, sorumluluk ahlakından, inandığının bedelini göğüslemekten kaçan iki yüzlü, nemelazımcı; özelde de gazetecilere genelde tüm insanlığa örnek oldu. Bu eylemde kendisine yoldaşlık etmek de bizim sorumluluğumuzdur!
Enbiya:
18. "Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir."
Kehf Suresi:
10. Hani, o gençler mağaraya sığındıkları zaman, “Ey Rabbimiz!” demişlerdi, “Bize katından bir rahmet bahşet; ve içinde bulunduğumuz [haricî] şartlar ne olursa olsun bizi doğruluk bilinciyle donat!”
13. [Şimdi] onların kıssasını bütün gerçeğiyle sana anlatacağız. Onlar gerçekten de Rablerine yürekten inanan gençlerdi; ve biz de kendilerini doğru yolda derin bir bilinç ve duyarlıkla güçlendirmiş,
14. kalplerini pekiştirmiştik; öyle ki, doğrulup [birbirlerine]: “Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir”, demişlerdi “Biz asla O'ndan başkasına yalvarıp yakarmayacağız, [çünkü böyle bir şey yaparsak] çok çirkin bir şey dile getirmiş oluruz!
15. Oysa, bu bizim soydaşlarımız, inançlarını destekleyen açık ve akla uygun bir delil getiremedikleri halde O'ndan başka varlıkları tanrı ediniyorlar: Allah hakkında yalan uyduran kimseden daha zalim kim olabilir?
Sâffât Suresi:
84. Rabbine tertemiz bir kalp ile yönelmişti,
85. babasına ve halkına şöyle seslenmişti: “Siz neye tapıyorsunuz?
86. Bir yalan[a] -Allah'tan başka güçler[e]- [boyun eğmek] mi istiyorsunuz?
87. Öyleyse âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?”
88. Sonra yıldızlara gözünü dikti,
89. ve “Ben kesinlikle [gönlümden] rahatsızım!” dedi,
90. bunun üzerine onlar ona arkalarını döndüler ve uzaklaşıp gittiler.
91. O da onların tanrılarına gizlice yaklaştı ve “Ne o! [Önünüze konulmuş nimetlerden] yemiyor musunuz?
92. Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?” dedi.
93. Sonra üzerlerine yürüyüp onlara sağ eliyle vurdu.
94. Bunun üzerine diğerleri koşarak o'na doğru geldiler [ve yaptığından dolayı o'nu suçladılar].
95. O, “Siz” dedi, “kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?
96. Oysa sizi de, sizin yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır!”
97. Onlar, “Bir odun yığını hazırlayın ve o'nu yanan ateşin içine atın!” diye bağırdılar.
98. Ona kötülük yapmak istediler, ama Biz [onların planlarını bozduk ve böylece] onları küçük düşürdük.
Enbiyâ Suresi:
51. VE GERÇEK ŞU Kİ, Biz [Musa'dan] çok önce İbrahim'e (de) sağduyu vermiştik; ve o'na [yön veren saiki] biliyorduk,
52. babasına ve halkına [şöyle]: “Kendinizi bu kadar yürekten adadığınız bu biçimsel nesneler nedir?” dediği zaman,
53. “Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk” diye cevap verdiler.
54. [İbrahim:] “Doğrusu, siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindeymişsiniz!” dedi.
55. “Sen [bu sözle] karşımıza çıkarken tamamen ciddi misin -yoksa o şakacı insanlardan biri misin?” diye sordular.
56. [İbrahim:] “Yoo!” dedi, “Ama sizin Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir; yani, onları O yoktan var edip düzene sokmuştur: ve ben de bu gerçeğe tanıklık edenlerden biriyim!”
57. Ve [içinden:] “Allah'a yemin olsun, siz arkanızı dönüp uzaklaşır uzaklaşmaz putlarınızı yere sereceğim!” diye ekledi.
58. Ve en büyükleri dışında [putların] hepsini paramparça etti; belki dönüp (bu olup biten için) ona başvururlar diye.
59. [Dönüp de olanları görünce:] “Kim yaptı bunu tanrılarımıza?” diye sordular, “Her kimse, o'nun çok zalim biri olduğundan kuşku yok!”
60. İçlerinden bazıları: “İbrahim denen bir gencin o [tanrı]ları diline doladığını işitmiştik” dediler.
61. [Berikiler:] “Onu insanların karşısına çıkarın, [aleyhine] tanıklık etsinler!” dediler.
62. [İbrahim onların yanına getirilince, o'na] “Bunu tanrılarımıza sen mi yaptın, ey İbrahim?” diye sordular.
63. [İbrahim:] “Bu işi, belli ki, şu yapmıştır, putların en irisi yani: ama en iyisi, siz kendiniz onlara sorun; tabii, eğer konuşmasını biliyorlarsa!”
64. Bunun üzerine birbirlerine dönüp: “Doğrusu, asıl zalim olan sizlermişsiniz!” dediler.
65. Ama çok geçmeden yine eski düşünce tarzlarına döndüler ve [İbrahim'e:] “Bu [put]ların konuşamadıklarını kendin de pekala biliyorsun!” dediler.
66. [İbrahim:] “O halde” dedi, “Allah'ı bırakıp da, size hiçbir şekilde ne yararı ne de zararı dokunmayan şeylere mi tapınıyorsunuz?
67. Yazıklar olsun size de, Allah yerine tapınıp durduğunuz bütün bu nesnelere de! Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
68. “Eğer (bir şey) yapacaksanız” dediler, “bari o'nu yakın da, böylece tanrılarınıza arka çıkmış olun!”
69. [Ne var ki] Biz “Ey ateş, serin ol, İbrahim'e dokunma!” dedik.
70. Bu arada onlar İbrahim'e tuzak kurmaya çalıştılar; ama Biz onların bütün yapıp-ettiklerini boşa çıkardık.
Muhammed Esed Meali
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri




Ey çocuk yüzün farkındalık kokuyor ve duruşun cennetten bir fidan vakarında.

Konu: Selamün Aleyküm
Bağlantı »
Konu: ....
DEĞMEDİ DİYE ÜZÜLME
VALLAHİ HER YERE DEĞDİ..
Bağlantı »
Konu: Rabbim yar ve yardımcıları olsun inşallah!
Bir milletin ızdırabının "Yeter artık" diyen dili olmak, zulmedenin karşısına çıkmak, hem de bunu gözler önünde yapmak!
Her yapılanın bedeli oluyor ve olacaktır.Dünya da ahirette.Yıllardır yaşananları bir o canda tekrarlıyor sanki zaman. Korkularımızın boşa çıkmasını istiyoruz.Bu biraz zor görünse de...
Kendi milletinin ister istemez temsilciliğini yapan bu şahıs için dileğim,tavrını HAK için,vatanı ve milleti için, kendi nefsine pay çıkarmadan, samimi niyetlerle gerçekleştirmiş olmasıdır.Durum buysa, belki de bu tavrı, sonsuz saadetinin izin dilekçesi hükmünde olur. Düşünüyorum ki, Rabbimin "Sizin hayır gördüklerinizde şer, şer gördüklerinizde hayır vardır." şeklinde yüreklerimize sinmiş olan beyanı burada da tecellisini gösterecektir.
Bu haberi okuyunca, aklıma yıllar öncesinin acı yüklü, hassas hafızalardan silinmeyecek bir haberi geldi nedense.Filistinli bir yavrunun feryadı."BABAMI İSTİYORUM!" İnsan tuhaf bir varlık. Hergün yenen ekmek su gibi alışıyoruz, olmayacak acıları yaşayanların dramlarına. O sadece bir. Ya binler? Geride temsil ettikleri?
Bu hepimizin imtahanlarından bir imtahan...
Zulmü kabullenmek mümkün değil!
Rabbim yar ve yrdımcıları olsun inşallah...
Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah...
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 17/12/2008 saat: 19:39
Bağlantı »
Konu: hımm...
ey hayata coşkunluk katan...
kutlu olsun savaşın!"
diyor adil erdem bayazıt. evet, küçük bir imkanı dahi değerlendirmek bize nasıl bir "coşkunluk kattı" görüyor musunuz? kur'an kıssalarından, usvetul haseneden onurlu bir duruş edinemeyenler hiç olmazsa şu canlı örneğe bakıp, kalemlerini, mercilerini, ilimlerini kullanıp zalime "sen zalimsin" diyebilmelidirler artık!
"bir taş at.
bir taş daha at.
bir şiir ateşle.
bir yumruk yükselt.
sesini yükselt.
bir çocuk yetiştir.
bir maske tak.
duvara bir slogan yaz.
şehitleri an.
bir hayal kur.
bir barikat kur.
tarihine sahip çık.
sokaklara sahip çık.
bir slogan at.
bir kurşun at.
bir tohum ek.
bir ateş yak.
bir cam kır. "
malcolm x
Bağlantı »