Gül Terazisi

Gül alırlar, gül satarlar,
Gülden terazi tutarlar,
Gülü gül ile tartarlar
Çarşı pazarı güldür gül. (Nesimî)
...
Yillarca her hafta cuma pazarinda elma satmistir Arabaci Huseyin. Devamli musterilerinden bir yahudi gulerek yaklasir her seferinde yanina. Selamlasirlar evvela. Adam;
Useyin efendi iki kilo elma, der sonra.
Huseyin efendinin adetidir; sattigi her meyvadan bir iki tane fazladan atmak musterisinin posetine. Bu yuzden Yahudi her seferinde alacagi meyvalari toptan istemez. Sirasiyla iki kilo daha soylemek suretiyle boler de boler.
Useyin efendi, iki kilo daha...
Huseyin efendi yine fazladan bir-iki elma atar posete.
Bu bazen birkac defa tekrarlanir.
Ne adam boyle yapmaktan gocunur ne de Huseyin efendi ayni mukabelede bulunmaktan.
Her Cuma adam fazlasiyla memnun ayrilir tezgahin basindan. Huseyin efendininse kaybettigi hic bir sey yoktur, onu efendi yapan bu davranislari her halindan boylece akmaktadir.
Dedemdir, sadece bu hatirasi icin bile hayatima gectigi altin seride ne kadar sukretsem azdir.
...
Bizler adaletle olcup tartmaya hayretengiz bir isarla vurgu yapan bir ilahi nizama iman etmis kullar olarak, tartida adil olma eylemimizi hayatimizin her demine ve yasadigimiz her duruma yansitmakla mukellefiz. Insani iliskilerimiz, aldigimiz kararlar, yaptigimiz ticaret ve tercihlerimizden tutun da hersey dahildir bu adaletle tartma emrine. Tartma ayni zamanda akledip, degerlendirdigimiz konular icin de gecerlidir. Bu emir insanlari elestirmede de karsimiza bir kistas olarak cikar. Tabi tartida adaleti temin icin evvela dogru tartiya, kistaslara sahip olmamiz gerekmekte. Terazinin bir kefesinde haset, kin, varsa elbette tartida adalet gozetmek pek mumkun olmuyor.
Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. Hucurat 12
Insanlar arasi iletisimlerde de bu konuda problemler yasamaktayiz. Bilhassa elestirirken ve de severken dozunu kacirmaktayiz. Sevmeleri, sevilene aklimizi kiraya vermeye, elestirmeleri de nefrete, topyekun reddedip, tekfir etmeye kadar goturebiilmekteyiz. Oysa bize itidal uzere yasamak emredildi. Fakat terazimiz pek cok defa adaletle tartmiyor. Muhammed Esed'in mealinden yayinladigim birkac ayetten sonra, kendisi hakkinda alternatif bilgi edinmem icin benimle bir link paylasan kiymetli bir ziyaretci kardesim vesilesiyle Esed ve Mustafa Islamoglu hakkinda elestiriler iceren bir video izleme imkanim oldu. Elestiriyi yapan kisi evvela insan kardeslerinden, din kardeslerinden "bu" hitabiyla bashediyor. Sanki hakkinda konustugu kisiyi muhatap almayip nesnelestiriyor. Ki boylesi bir davranis ilk etapta savundugunu dusundugu Raslulullah'in uslubuna ve sunnetine de aykidir. Sonrasinda kizil denizin yarilmasi "mucize"sine mantiki bir yorum getirdigi icin mucizeyi inkar ettigi gerekcesiyle yerden yere vuruyor Muhammed Esed'i. Ardindan da Esed'in evveliyatinda yahudi oldugundan dem vurarak bu gecerli bir sebepmis gibi iftiralarda bulunuyor calismalarina guvenilmeyecegine dair. Boylesi bir gerekceyle, omrunu Kuran'a vakfeden insanlar nasil bu kadar kolay harcanabilir? Insanin ici sizliyor sahitlik ederken. Yine Islamoglu'nun yeni cikan gerekceli meal tefisirinde Rasulullah'in tipki bizler gibi birer beser olduguna dair getirdigi aciklamalarini, mucizeyi ve sunneti inkar ettigine dair bir kanaate baglayip yerden yere vuruyor bahzettigim zat. Bu cikarimlari kendisini dinleyenlerin yapamacagini vurguluyor da vurguluyor.
Bu yaklasimin en mutedil haliyle fikrin namusuna ve ihtilaf ahlakina aykiri olarak nitelendirilebilecegini dusunuyorum. Zaten Islamoglu'nun goruntulu olarak bu ithamlara verdigi cevaplar youtube de mevcut. Islamoglu, peygamberi kitaba donusturun; Kuran olsun, Kitabi insana donusturun; peygamber olsun, demistir. Pratik kaynagini yok ederseniz yasayan dini zedelemis olursunuz, diye de ilave eder. Lakin bununla birlikte Rasulullah'tan bu yana bize dogru akan bu ilim irmagindaki cakillarin da elenmesi gerektiginin altini cizer. Elbette bu da Kurani bir saglamaya sevk eder bizi. Nihayetinde hadislere Kuran gibi bir korunmusluk atfedemeyiz. Onlari Kuran'in tasvir ettigi Rasul cercevesinde saglamaya tabii tutmaliyiz. Bunun icin de taklidi imandan tahkiki imana gecip bu alanda yurek teri dokmek, zora talip olmak gerekiyor.
Burada birincil amacim da elestirilen kardeslerimi savunmak degildir. Ithamlarin saglamasini yapmak isteyen takipciler zaten kiyaslamak icin farkli kaynaklara ulasacaklardir. Evet pek cok konuda mantigi one cikartan akilci yaklasimlara sahip olabilirler. Lakin farkli goruslere sahip bile olsalar ihtilaflarimizi aciklarken en azindan daha makul gerekcelere dayandirabilir, ithamdan sakinip, icinde oneri olan elestirilerde bulunabiliriz. Bu bizim ancak insani kalitemizi arttirir. Peygamber'in mucizelerini reddettikleri gerekcesiyle aforoz edilen her iki kiymetli kardesimiz de Rasulullah'in en buyuk ve belki de bazilarina gore tek mucizesine; Kuran'a omurlerini vakfetmis insanlardir. On yillarini, omurlerini Kuran yoluna vermis kardeslerimize boyle ithamlarda bulunup, bozuk para gibi harcamak bize terazimizde bir carpiklik oldugu uzerine tefekkur etmeye sevketmeli diye dusunuyorum. Nihayetinde insani kardeslikten ote daha yakin bir kardeslik icin tevhidi oncelememiz sahip oldugumuz meveddeti daha da bereketlendirecektir.
Bizler dogru teraziyle adil bir tartimdan ote fazladan fazladan sefkatle muamelede bulunmaliyiz birbirimize. Ki iman ettigimiz hakikatler halimize yansiyip hayatimizda bereketli filizlere vesile olsup, meyveye dursunlar. Imanimiz adaletle tartacak gozlerimize dolanan suni ortuleri bertaraf etmeye yetmeli.
Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)
Aliya Izzetbegovic'in de dedigi gibi dusmanlarımıza yalnızca adalet borcluyuz. Dusmanına dahi boylesi erdemli bir yaklasima sahip olmasi gereken muminlerin kendi aralarinda adaleti temin edip, sefkat ve meveddetle muamelede bulunmaları onlari ayird edici secde izlerindendir.
Hamis:
Tum ziyaretci kardeslerimin, kendisinden hayli istifade ettigim Islamoglu'nun konu basliklari uzerine tiklayarak ulasabilecekleri linklerde yer alan;
İhtilaf Ahlakı, Sabiteler-Değişkenler ve Bir Zamanlar Alimlerimiz Vardı1-4 baslikli goruntulu seminerlreinden istifade etmesini temenni ederim.
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri




Ey çocuk yüzün farkındalık kokuyor ve duruşun cennetten bir fidan vakarında.

Konu: Muhalefet degil amacım tebliğ
...
Esselam kardeşim...
Dün gece sabaha karşı hayli emek vererek size bir cevap yazmıştım lakin zaman aşımı nedeniyle yorum iptal oldu ben de yorgunluğum sebebiyle kopyalamadan gönder tuşuna basmışım. Biraz daha özetle tekrar mukabelde bulunmaya çalışacağım.
Öncelikle tebliğ maksadınızdaki samimiyetinizden bir kuşkum yok ben gayet memnunum bu fikri paylaşımdan. Siz de mukabelede bulunup dualarınızda da yer verdiğinize göre inş. benzer bir samimiyeti benden yana da görmektesinizdir. Bu yüzden şayet gayeniz tebliğ ise -ki öyle, bir daha yazmama gibi bir tavrı makul görmüyorum. Ben sözün tamamını dinleyip en güzeline uymaya talibim. Bu anlamda yıllardır benimsediğim fikirleri dahi daha güzelini bulduğuma kanaat getirirsem memnuniyetle değiştirmeye talibim. Ama İslamin harflerinin yanlış telaffuz edildiğine dair delillerinizi sunmanızı rica ederim.
Bahsettiğiniz zaatların her ikisini de tanımaktayım ve bu çevreden pek çok konuda hemfikir olmasam da yakın arkadaşlarım var. Evimde yatılı kalırlar beni de evlerinde ağırlarlar. Birbirimizin dertleriyle dertleniriz. Lakin şöyle bir durum var ki bir şahsın bir cemaat lideri olması kendisinin islami her konuda yetkin ilme sahip olduğunu ifade etmez, ilim sahibi değillerdir demiyorum. Nihayetin de peygamberlerin bile zelleri vardır. İbn-i mektum ve hakkında indirilen ayetler bizim için çok büyük lutuftur. Böyelikle kimsenin kendisine yahut ilmine uluhiyet isnad etmemiş oluruz. Bu yüzden paylaştıkları her meseleyi Kuran ile sağlamasını yaparak hayatımıza geçirmeliyiz. Ben bir garip kardeşiniz olarak sizden sadece bunu rica etmekteyim. Aklımızı kiraya vermemek bunu gerektiriyor zira.
Yine üslup benim için çok önemlidir. Elbette sizin kıstasınız ben değilim lakin vahye baktığımızda Allah'ın da önemsediği bir meseledir. Hatta muhatabın ilminin niceliğinden çok üslubundaki itidal ve nitelik çok daha kıymetlidir. Bu haliyle bildiğiyle çelişmesin yeter. Zira Allah rasulünü vahiyden önce ve tüm ümmiliğiyle Muhammed-ul Emin yapan şeylerden biridir insani ilişkilerdeki adaleti ve üslubu. Bu kervanların taşıyabileceği nicelikte ilmi ezber etmesinden çok daha önemli ve tesirlidir. İhtilaf ahlakı ve fikrin namusu hele ki Rasulullahı savunma niyetiyle elden bırakılıyorsa bu benim için teorik ilmi gölgeleyen büyük bir meseledir. Ehl-i Sünnet velcemaat meselesi de isimlendirmelerle olacak bir şey değildir. Mesela Türkiye dışında bu tabiri yahut hak mezhep ifadelerini ömründe duymamış ama salih pek çok müslüman vardır. Kendi düşünce çerçevemizi hakikate giydirmek hak olanı istemeden de olsa daraltmmaya, örtmeye sebebiyet veriyor. Tevhid islam kardeşliğimizdeki kıstasımız olmalı diye düşünüyorum.
Benzer yolları tecrübe etmişiz buarada. Ben de bazı kurslarda bir dönem yatılı olarak ilim tahsil ettim ve hocalık sınıfına seçildim lakin tahkiklerim ve tefekkürlerim neticesinde pek çok konuda ayrı düştüğümüz için kardeşliğim devam etse de fikren ayrıldım ve görev almadım. Yalnız tahsil ettiğim ilimler arasında karşılaştırmalı fkıh da var idi. Yetkinlik iddiası haddim olmasa da istişare edebilecek kadar birikime, tahkike sahip olduğumu belirtmek isterim.
Fıkhi meseleleri farklı zamanlardan tartışabiliriz. Siz Kurandan delillerinizi getirisiniz ben de mukabelede bulunurum. Lakin vurgulamak istediğim en önemli nokta fıkhi meselerde kardeşlerinizin ihtilaflarını, farklı kanaatlere sahip olmalarını tevhidi, itikadi meselelermiş gibi değerlendirip bu dozda tepkiler verme-me-nize dairdir. Mezhepler tarihine bakarsak akidevi mezhepler ve fıkhi mezhepler bile birbirinden ayrışır. Kaldı ki bunlar hicretten kaç yüz yıl sonra çıkmışlardır.
Şimdilik son sözüm Hasan El Bennanın temennisi olsun, inşeallah ihtliaflarımızı mazur görüp, ittifaklarımızda anlaşabildiğimiz, birlik olabildiğimiz günlere şahitlik ederiz,
selam ve kardeşlikle...
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/4/2009 saat: 19:17
Bağlantı »
Konu: Esselam...
MUHAMMED Allah'ın Elçisi'dir; ve [sadakatle] o'nun yanında olanlar, bütün hakikat inkarcılarına karşı kararlı ve tavizsiz, [ama] birbirlerine karşı merhamet doludurlar. Onların [namazda] eğilerek (ve) yere kapanarak Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün: onların işaretleri, yüzlerindeki secde izleridir. Şu, onların hem Tevrat'taki ve hem de İncil'deki temsîlleridir: [onlar] filiz veren bir tohum gibi[dirler], sonra Allah o (filizi) güçlendirir ki sağlam şekilde büyüsün ve [sonunda] kökü üzerinde dimdik dursun ve üreticileri sevindirsin… [Allah böylece müminleri sağlam ve dayanıklı/dirençli kılar] ki onlar aracılığıyla hakikat inkarcılarını şaşırtsın. [Ama] onlardan inanıp doğru ve yararlı işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükafat vaad etmiştir. Fetih 29
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/4/2009 saat: 02:12
Bağlantı »
Konu: mustafa islamoğlunun safsataları
...
Evvela bir bütün mahiyetinde açıklamaların devamını da tavsiye edeyim.
Sonrasında üzülerek söylemeliyim ki fıkhi ihtilafları nasıl itikadi konularla eş tutarak muhatabınızı değerlendirebiliyoruz kıymetli kardeşim. Bu en başta muhatabınızn hakkına girmektir. Şöyle bir besmele çekip dediklerimize yeniden bakalım. Cidden irkiliyorum.Bahsi geçen fıkhı tartısşmamız ayrı bir mesele. Ben islamoğlunun fanatiği değilim yeri geldiğinde muhalifi de olurum, ama istifade de ederim. Zaten kendisini takip eden çevrede en çok sevdiğim nokta aklını kiraya vermeden yeri geldiğinde edep dairesinde hakkıyla muhalif olmaktan çekinmemeleri, tenkid ibadetinin hakkını vermeleridir. Sizin için de benzer bir itidale duacıyım. Evvelce de söylemiştim isimsiz yorum yazma ihtiyacınızı pek anlamlandıramıyorum beni muhatap alma ve alınma babında en azından müstear bir isim rica ediyorum. Uslubunuzu muhafaza ettiğiniz sürece muhalifliğiniz kardeşliğimizi zedelemez bilseniz...
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 21/4/2009 saat: 00:51
Bağlantı »