Dilsiz'in Ben Tercümesi

Kendinden yana bakmaya yorulduğu pencerelerinin tozunu alırken, sürekli yolculuk yaptığı trenin aynı cephesine oturup ve ne zamandır dikkat kesilse de etrafındaki yolun sadece bir yönüne aşina olduğunu farketti. Ters yönde ve hep baktığı yönün aksi istikametinde bir koltuğa gömüldü. Önce biraz soluklandı. Tüm yorgunluğunu içine yatırdı, düşünce hamaklarında sallandı. Sonra üzerinden geçtiği köprülerden içinin ağırlıklarını akıtırmışcasına dalgın dalgın bakmayı denedi. Akan her neyse daha çok genizine hücüm ediyordu. Manzaranın buğusuna rağmen yeni bir çehre kazanmıştı yollar.
Nice sonra gözüne kestirdiği bir manzaraya uzaktan bakan değil de içinde soluyan biri olmak için indi trenden. Biraz yürüdü. Üzerine çöreklenen gri ton açılana dek hakkıyla etrafını göremese de bir güzelliğin içine içine ilerlediğinin farkındaydı. Ufak bir nehrin kıyısına vardı. Yere çömeldi bir kaç çakıl aldı. Taşları avucunun içinde ovuşturdu ve bir birlerine sürtünürken çıkardıkları sesleri dinledi. Suya fırlatıp üzerinde sektirmeye can atıyordu ama yapmadı. Hafızası karşısına geçmiş dişlerini gıcırdatıyordu sanki. Atmaya kıyamadığı taşları sakin bir hareketle cebine koydu.
Bazı şeyleri evvela yaşarsınız. Sonrasında hatırlarsınız. Sonrasında da farklı bazı şeyleri ise en başta yaşadığınız şeyi hatırlamak için yaşamaya meyledersiniz. Git gide hatırladıklarınız yaşadığınızdan ziyade bir önceki hatırlayabildiklerinizin bir sanrısı haline gelir. Hatırladıklarınız bir önceki hatırlayabildiklerinizden arakladıklarınızdır artık. Bu durumu farkettiğinizde yaşadıklarınızda aradığınız tadın bu hal yüzünden kaybolduğunu anlayıp bu sefer unutmak için yeni hatıraların peşine düşersiniz. Ama araya ne kadar dolgu yaparsanız yapın, ne kadar örterseniz örtün hafızanızı tetikleyen şeyler genelde basite aldıp ihmal ettiğiniz ayrıntılarla en olmadık anlarda hırpalanmış varlıklarından çok daha güçlü bir hırpalayacılıkla karşınıza çıkarlar.
Babasıyla birlikte böyle bir yerde yemek yerlerken, gayri ihtiyari sormuştu. Yüzünde yediklerinden bir kırıntı var mı, diye. Gözlerini gözlerine denk düşürmeyi özlediği o yorgun adam çenesinin sağındaki bir karaltıya dikkat kesilip sanırım evet diyerek yardımcı olma iştiyakıyla parmağını uzatmıştı çehresine. Nice sonra biraz da canı yanıp kendisi parmaklarını yüzünde, çenesinde gezdirdiğinde leke diye çıkartmak istediği şeyin çenesindeki ben olduğunu farketmişti.
Pütürlü ve ekşi bir şey düğümlenmişti boğazına. Gözlerini kısıp, hırıltılı bir sesle; o benim benim. Hiç mi dikkat etmedin şimdiye dek çehreme, diye mırıldandı.
Şimdi yüzü değişiyordu ondan uzakta. Değişen yüzünün ardındaki o hüzün geçmiyordu lakin. Yüzünün ardında ruhu çentikler içinde kalmış bir çocuk yine de büyümek bilmiyordu. Bu ben, onu dilber eylemek yerine dilsizliğinin sebeplerden bir sebep oluyordu... Yine de dilsizliğine sebep olanlara pek çok defa mütercimliğini de boçluydu. Kendinden yana bakmaya yorulduğu pencerelerinin tozunu alırken, sürekli yolculuk yaptığı trenin aynı cephesine oturup ne zamandır hayli dikkat kesilse de etrafına dair yolun sadece bir yönüne aşina olduğunu farketti. Oturduğu yeri değiştirip düşünce hamaklarına yeniden yöneldi. Benine dair yeni bir pencereden bakmayı denedi...
Dilsiz...
''Dildeşinden ayrı düşen yüz türlü nağmesi de olsa; dilsizdir!'' Yol Düşleri




Ey çocuk yüzün farkındalık kokuyor ve duruşun cennetten bir fidan vakarında.

Konu: :(
O benim hocam.
Ve inanın, Dilsiz olmanız için değildir yaptığı. İnanın.
...
esselam can kardeşim...
tanış olup bu yazıyı okumanıza üzüldüm.
ve bu yüzden bazı kısımları kaldırdım, tekrar benzer bir şekilde aşikar olmasını istemediğim için. evvelce de denedim lakin bu haliyle de farklı bir kişi anlaşılabiliyor varsın olsun.
sizin kıymetliniz olan benim canımdan ötedir elbet.
lakin yazıyı yazdıran hissiyat ve sebepler elbette bir tek şey değildir.
hassas ve buruk bir halde aslında kurgular gibi yazmaya çalışsam da hüznüm ağır bastı ve istemeden aşikar ettim. elbette hiç bir kasıt yoktur lakin bazen mazeretler kafi gelmiyor. beni anlayacağınızı umuyorum. sizin gibi kıymetlime kıymet veren benim de kıymetlimdir, teşekkür ederim bıraktığınız iz için. dua beklerim... okuduğunuza kani olduktan sonra müsadenizle yorumu ve açıklamamı sileceğim.
Düzenleyen dilsizmutercim gün: 20/4/2009 saat: 17:38
Bağlantı »