< HaVaDiS - Tek kişilik gizli empatik örgüt! Bir delinin akıllıca sözleri ve bir akıllının delice düşleri! - Blogcu





"İsterler ki kağıtlarına sığsın düşüncelerim, saksılarına duygularım!" "Oy kullanma hakkının bir şeyleri değiştirmesi mümkün olsaydı çoktan yasaklanmış olurdu!"

Başörtülülere Uygulanan Terör Bitecek mi?

// YORUMunuz için ::



*Fotografa dair, Sukuti kardesime tesekkurlerime:

Luka Bölüm 12  (Mat.10:26-31)

1 O sırada halktan binlerce kişi birbirlerini ezercesine toplanmıştı. İsa önce kendi öğrencilerine şunları söylemeye başladı: «Ferisilerin mayasından - yani, ikiyüzlülükten - kaçının.

2 Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur.

3 Bunun için karanlıkta söylediğiniz her söz gün ışığında duyulacak, kapalı kapılar ardında kulağa fısıldadıklarınız damlardan duyurulacaktır.

4 «Siz dostlarıma söylüyorum, bedeni öldüren, ama ondan sonra başka bir şey yapamayanlardan korkmayın.

5 Kimden korkmanız gerektiğini size açıklayayım: kişiyi öldürdükten sonra cehenneme atma yetkisine sahip olan Tanrı'dan korkun. Evet, size söylüyorum, O'ndan korkun.

6 Beş serçe iki meteliğe satılmıyor mu? Ama bunlardan bir teki bile Tanrı katında unutulmuş değildir.

7 Nitekim başınızdaki saçlar bile tek tek sayılıdır. Korkmayın, siz birçok serçeden daha değerlisiniz.

***

Müslümanlara ve İslami değerlere karşı köhnemiş bürokratik zihniyetin estirdiği devlet terörü hükümetin ve kamuoyunun duyarsız tutumundan da beslenerek giderek daha vahşi bir hal alıyor. Nitekim geçtiğimiz hafta Muğla’da yaşanan hukuksuzluğun hesabı sorulmadan, benzeri bir edepsizlik şimdi de Mardin’de icra edilmiş durumda.

17 yaşındaki Merve Akgül'ün, Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğünce organize edilen Çanakkale gezisi sırasında İl Milli Eğitim Şube Müdürü sıfatını taşıyan Mehmet Eldem'in emriyle başörtülü olduğu gerekçesiyle diğer öğrencilerin gözü önünde otobüsten indirildi. Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, konu üzerine bir basın açıklaması yaptı. Kaya, Bu tür gayrı insani, gayrı ahlaki ve vicdansız, hukuksuz yaklaşımların mutlaka hesabının sorulması gerektiğini aksi takdirde yarınlarda hesap vermekte zorlanacaklarını belirtti.

Basın açıklamasının tam metni:

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'ya Soruyoruz:

BAŞÖRTÜLÜLERE YÖNELİK DEVLET TERÖRÜ NE ZAMAN BİTECEK?

28 Ekim 2009

Türkiye'de düne kadar tabu sayılan pek çok konu bugün tartışılıyor, yer yer aşmaya yönelik adımlar da atılıyor ama Müslümanlara yönelik ayrımcılık, düşmanlık noktasında Kemalist despotizm eski alışkanlıklarından vazgeçmeye hiç de niyetli görünmüyor. Müslümanlara ve İslami değerlere karşı köhnemiş bürokratik zihniyetin estirdiği devlet terörü hükümetin ve kamuoyunun duyarsız tutumundan da beslenerek giderek daha vahşi bir hal alıyor. Nitekim geçtiğimiz hafta Muğla'da yaşanan hukuksuzluğun hesabı sorulmadan, benzeri bir edepsizlik şimdi de Mardin'de icra edilmiş durumda.

Aynen Muğla'da yaşandığı üzere, Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğünce organize edilen Çanakkale gezisinin katılımcılarından bir kız öğrenci işgüzar bir despot tarafından otobüsten indirilmiştir. İl Milli Eğitim Şube Müdürü sıfatını taşıyan Mehmet Eldem'in emriyle başörtülü olduğu gerekçesiyle kız meslek lisesi öğrencisi Merve Akgül'ün geziye katılımı engellenmiştir. 17 yaşında bir genç kızı inancı gereği örttüğü başörtüsünden dolayı cezalandırmak ve herkesin içinde otobüsten inmeye zorlamak bir zamanlar ABD'de ve Güney Afrika'da ırkçı-faşistlerin siyahlara dayattığı ayrımcılığı hatırlatan uygulamalar cinsinden bir alçaklıktır. Ve işin ilginç yanı bugün adı geçen ülkelerde de tüm bu uygulamalar geçmişin utancı olarak lanetlenmektedir.

Mardin İl Milli Eğitim Şube Müdürü Mehmet Eldem'in bu açıkça ayrımcılık içeren tavrının kaynağının, bundan önce benzeri tavırlar sergileyen diğer faşizan kafalı bürokratlardan hesap sorulmamasından kaynaklandığı açıktır. Ne yazık ki, şiddetle lanetlenmesi ve derhal hesap sorulması gereken bu tür zalimane eylemlere, işgüzarlıklara karşı gereken tavırların gösterilmemesi bu tür azgınlıkları, keyfilikleri teşvik etmektedir.

Bu yıl okulların açılışında gayet yerinde bir tavırla ilk ders olarak ayrımcılık konusunun işlenmesi talimatını veren Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu'yu tutarlılığa davet ediyoruz. Eğer amaç şov değilse, lütfen derste dikkat çektiğiniz, teşhir ettiğiniz yanlışların bizzat sorumlu yöneticilerinizce icra edilmesine sessiz kalmayın! Ortada hiçbir mevzuat bahanesi ve yetki ya da yetkisizlik kılıfıyla savunulamayacak, örtülemeyecek açık, net bir zalimlik, tam tekmil bir ayrımcılık mevcuttur.

Bu tür gayrı insani, gayrı ahlaki ve vicdansız, hukuksuz yaklaşımların mutlaka hesabının sorulması gerekir. Bunu yapması gerekenlere bugün eğer sorumluluklarını üstlenmez ve görevlerini yapmazlarsa yarınlarda hesap vermekte zorlanacaklarını hatırlatıyoruz.
Özgür-Der


http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=10603

http://haksozhaber.net/news_detail.php?id=11074


Gıyabi Kına Gecesi:)

// YORUMunuz için ::



-Ve o kullar, Ey Rabbimiz;
Bizlere gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl derler.- Furkan 74

Selam üzerinize olsun kardeşerim,
Suriye'de yaklaşık 500 Filistinli kardeşimize toplu düğün yapılmış. Bazı dostlarımız da İstanbul'da salon ayarlayıp, sembolik gelin, kayınvalide vs gibi aile efratları yla GIYABİ KINA GECESİ organize etmişler, kardeşlerimizin mutluluklarına ortak olmuşlar. -Kimin Aklına Gelir:) Hep GIYABİ CENAZE NAMAZI kılacak yahut bunlardan haberdar olacak değiliz. Kardeşlerimize dua etmenize ve biraz inşiraha vesile bir haber vermek adına sizi de haberdar etmek istedim. Aramızda birbirimizin sevincinden de hüznünden de pay alacak kardeşliği lutfedene şükrolsun!

-dilsizmütercim



 

Nejla; İri Gözlü Demekmiş!

// YORUMunuz için ::


''Görünen ve görünmeyenden ibarettir insan ve görünen ancak görünmeyen için vardur!''

Rabb öyle çarpıştırır ki yürekleri bazen, görünmeyen için var olan hiç gözünde olmaz insanın severken. Dildeşliğiniz ve denk düşen yüreğiniz sebebiyle katıksızca lehimlersiniz yüreğinizi muhatabınızın yüreciğine. İşte yine öyle oldu. İsmi Nejla imiş. Bir dostum bahsetti kendisinden. Müslüman olmuş bir Amerikalı. Hasretini çektiğim İstanbul'un tadını almış olmalı ki ruhu, İstanbul'da yaşamaktaymış. Duyunca, köşe kapmaca gibi dedim bir an. O İslam'ı yaşamak için İstanbul'a gelmiş, bense kendisinin memleketine. Dostum latif yüreğiyle dedi; ''Sizler oraya gitmeseydiniz, onlar da buraya gelemezdi.'' Ah! Öyle midir acep... Yüreğimin tüm çekim kuvvetiyle böylesi hayırlara talibim. Varlığımın görünen ve görünmeyen tüm kuvveti ve acizliğiyle varlık sebebimin harcına karışsın isterim bu dua.

İsmi Necla imiş. Meraklandım. Pek yaygın bir tercih değil bu isim, yeni müslüman olanlar için. Dedi; ''Nejla iri gözlü demek. Müslüman olduğu için ailesinden çok tepki almış. En çok da; gözlerin kör olmuş senin, demeleri ağrına gitmiş. O da bu sebeple, benim gözlerim kör olmadı, aksine hakikate dair daha da açıldı demek istemiş bu ismi seçmekle... Şu fani dünyada Havva olmak zor olsa da böylesine ince yüreklerle aynı fıtrat üzere yaratılmak serinletiyor insanı. İşte buraya bir iz bırakmak istedim kendisinden yana.

Ey tanışmadan kardeş bildiğim, bu kardeşliği burada şahitlendirmek istedim. Seni tanımıyorum. Ve eğer bu dünyada fırsatımız olmazsa tanışmaya; nasip olur da girersek cennette, bir ağacın altında Selam edip sana, -o hakikate dair hayretinden- iri/leşen güzel gözlerine tebessüm ederek bakmak duamdır. Rabbim sana da bize de hakikate dair derin bir kavrayış nasip etsin. Ve var olan göz aydınlığımızı ziyadeleştirsin her dem Rızasından yana... Selamı aramızda yayana şükrolsun!

*Dostum; Monolog Sakini'ne bu kardeşimden haberdar ettiği için müteşekkirim...

Dilsizmütercim...


Bir Taş Al ve At!

// YORUMunuz için ::


 

[Ey müminler,] siz onların kalplerine Allah [korkusun]dan da daha şiddetli bir korku salarsınız: çünkü onlar hakikati kavramaktan aciz bir topluluktur.
Haşr 13

Onlar ittifak içinde oldukları zaman [bile], ancak sağlam kaleler içinden veya surlar arkasından savaşırlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir; sen onları birlik sanırsın, halbuki aslında kalpleri birbirlerine karşı soğuktur: çünkü onlar akıllarını kullanmayan bir topluluktur.
Haşr 14

Rabbim imanımızın ahlakı olan güvenimizi O'dan başka kimseye yaslanmaya ihtiyaç duyurmayacak şekilde tamir etsin...

Dilsizmütercim...

.

İstanbul ve Ankara Konsolosluklarının Kuşatılması!

// YORUMunuz için ::

*İstanbul'da İsrail Konsolosluğu Kuşatması Her Gece 22:00'da Devam Ediyor!


Allah rızası ve insanlığımız için lütfen gidebilenler gitsinler! Konsolosluktaki eylem sabaha kadar ve belki sonrasında da devam edecek. Bu olaylardan halkı haberdar etmeyip genel akışına devam eden basın organlarını da Allah bildiği gibi yapsın!

Ayrıca sabah saat 11'de Taksim Meydanında da büyük bir eylem düzenleniyor.

Konya'daki vatandaşlar saat 04:00 sularında Sultan Selim Camii'nde Teeccüd Namazı kılacaklar.

02:51 İstanbullular İsrail konsolosluğu bahçesine girdiler ve bayrak direklerine Filistin bayrakları astılar.

Büyükdere cad., Yapı Kredi Plaza C Blok, 7. Kat 80620 4. Levent, İstanbul

02:42 Ankara Halkı İsrail Büyükelçiliğini kuşattı.

02:40 Bazı İstanbullular Konsolosluk girişini kapattılar.

02:35  İstanbul halkı İsrail Konsolosluğu'nun ana kapısına doğru harekete geçti.

02:06 İsrail konsolosluğu önündeki İstanbul halkı onbin kişiyi aştı.

01:33 Levent'te İsrail Konsolosluğu önünde Fetih suresi okunuyor.

01:45 Doğal insiyatifle gelişen Filistin dayanışması kitleselleşiyor. Binlerce insan İsrail konsolosluğunun önünde oturma eylemi yapacaklarını bildiriyorlar.

Daha fazla filgi için:

http://www.timeturk.com/Dakika-dakika-Gazze-kara-saldirisi-44198-haberi.html


Çeçen Komutan'a Dair Duyuru

// YORUMunuz için ::


Çeçen mülteci Abdulazimov, Kumkapı'daki Yabancılar Şube Müdürlüğü'ndeki nezarethaneden çıkarıldı ve kendisi dün akşam ikamet ettiği İstanbul'daki evine geri döndü.

Kamuoyundan gelen yoğun tepkiler sonrasında İçişleri Bakanlığı’nın emri ile Çeçen komutan Abdulazimov’un ihraç ve Rusya'ya teslim kararı ertelendi. Geçici olarak biraz serinlesek de kendisini aylardır göz altında tutup Ruslara teslim etme zorbalığına, zalimliğine yeltenen zihniyetle malesef mücadelemiz bitmiyor elbette. İnşeallah en azından Abdulazimov'a dair zulüm tekrarlanmaz.

Destek olanlardan Allah razı olsun. Eylemlerimizi tesirli kılan Rabbe hamd olsun!

Dilsizmütercim

Meselenin Özü: İsrail Sorunu

// YORUMunuz için ::


*Baluşah Kardeşler

Farkında mısınız Gazze'de yaşanan insanlık trajedisine dair kullandığımız dil ne kadar değişti, kırılmaya uğradı. Filistin deyince akla Gazze geliyor artık. Gazze ise Hamas sorunuyla ilişkilendirilerek hatırlanıyor. Bu daracık alanda gerçekleştirilen katliam Filistin algısını zihinlerde bu yönde yerleştirmek için bilinçli olarak kullanılıyor …Öyle bir tablo çiziliyor ki, Filistin'in her tarafı gayet özgür, kurtarılmış, barış içinde hayatını sürdürmekteyken Gazze'de iktidarı ele geçiren aşırı dinci Hamas örgütü bölgedeki huzur ortamını sabote etmekle meşgul… “Bölgede tek demokrasi ve özgürlük adası” olan İsrail'e terörist saldırılar gerçekleştirerek bu “müdahale”ye zemin hazırladı. İsrail de roketli terör saldırıları karşısında zavallı halkını korumak için teröristleri engellemek için meşru savunma hakkını kullandı(!). Bu arada ölen çocuk ve kadın görüntüleri medyaya sızdıysa siz bunlara aldırmayın zaten “o çocuklar büyüyünce birer terörist olacaklardı”. İnanmamız istenen hikayenin özeti bu.

Dil üzerinden yürütülen bu senaryonun bir medya oyunu ve basit bir propaganda girişimi olarak algılanması olayın gerçekliğinin kavranmasını engelleyen bir oyuna dönüşüyor. Belki de amaçlardan biri bu bile olabilir. Doğudan dergisi, son sayısının kapak konusunu “İsrail sorunu” olarak seçmiş. Ortadoğu'da yaşanan trajedinin adının İsrail sorunu olmaktan çıkarılıp “Filistin sorunu” haline gelmesinden beri yaşananları algılamakta dünya zorlanıyor. Gerçekler, yaşanan insanlık trajedisi bu adlandırma üzerinden bile ters yüz edilebiliyor.

İsrail sorunu, Filistin sorununa dönüştükten beri Filistin İslam dünyasını ilgilendiren bir kanayan yara olmaktan çıkarılıp “Arap- İsrail anlaşmazlığı”na dönüştürüldü. Oysa Filistin'de halledilmesi gereken temel sorun Kudüs'ün işgal edilmişliğidir. Bu da sadece Arapları değil öncelikle tüm Müslümanları ilgilendiren bir acıdır. Daha geniş perspektifte Hristiyanları da içine alan, İsrail'in oldu bittisiyle geçiştirilemeyecek bir işgal söz konusudur.

Arap-İsrail çatışmasına, anlaşmazlığına indirgenen bu durumun, Arap milliyetçiliğinin yükselişi ile Filistin İsrail sorunu olarak takdim edilmeye başlaması zaten İsrail'in işgalini meşrulaştırmanın en önemli argümanlarından biri oldu. Zihinlerde Filistin-İsrail anlaşmazlığına indirgenen Filistin davası özellikle Arafat önderliğinde bir Filistin kimliği oluşturmak adına Kudüs gibi çözüm bekleyen temel sorunun seküler milliyetçiliğin parantezine alındığı da bir vakıa.

Gelinen noktada Filistin davası Gazze sorunundan ibaret hale getirildi adeta.

Tam bu noktada neden Hamas'ın adeta tek hedef haline getirildiği üzerinde bir şeyler söyleyebiliriz.

Hamas'ın İsrail'in doğrudan gerçekleştiremediğini el- Fetih tarafından boy hedefi yapılarak, Filistin mücadelesinin ikiye parçalanması pahasına arkadan vurulması; devre dışı bırakılma denemesi tutmadı… Daha sonra bölgedeki etkin Arap ülkelerinin desteği ile açlığa mahkûm edilerek dize getirilmesi de işe yaramayınca ölüm makineleri devreye girdi.

Hamas'ın bu denli boy hedefi haline getirilmesi Filistin mücadelesinin mahiyetine ilişkin paradigma kaymasını deşifre ediyor olmasıdır. Hamas'ın söylemi ve siyasi varlığının devam etmesi sorunun bir İsrail sorunu olduğunun tüm dünyaya ilan edilmesi demektir. İsrail'in bir sorun olarak algılandığı bir dünyada soruna ilişkin çözüm arayışları da stratejiler de değişecek demektir.

Filistin'de halledilmesi gereken temel iki sorundan bir Kudüs'ün işgal edilmişliği diğeri ise İsrail'in kuruluşundan beri var olan mülteciler sorunudur. Kudüs'ü unutturan İsrail, yurtlarından kovulan mültecilerin geri dönüşünü konuşmak bir yana İsrail vatandaşı olan Arapların kurulacak olan yeni Filistin devletine (!) sürülmesini önermektedir. Artık milyonlarca mültecinin geri dönüşü değil, İsrail vatandaşı Arapların yerlerinde tutulması için mücadele verilecek demektir. Filistin'i kurtarmak değil Gazze'den Hamas'ı atmak, Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devleti değil Siyonist sömürgeciliğin denetiminde hadım edilmiş bir oluşumun şartları konuşulacak…

Sorunun adlandırma düzeyinde ters yüz edilişinin gerçekleri nasıl çarpıttığının en yüzsüz örneklerinden biri ile karşı karşıyayız.

YENİ ŞAFAK-Akif Emre

Saldırıları protesto amacıyla Tahran'daki eylemlerini sürdüren öğrencilerden bir grup, akşam geç saatlerde polis engelini geçerek resmi konuta girdi.

Konuta Filistin bayrağını asan öğrencilerle polis arasında çıkan arbede çıktığı ve kimi öğrencilerin yaralandıkları bildirildi.

Mısır yönetiminin, İsrail saldırıları karşısındaki sessizliğini protesto eden öğrenciler, bu ülkenin Tahran'daki temsilciliğinin kapatılmasını istiyor. Eylemler temsilcilik önünde sürüyor.

Bu arada, Filistinliler ile birlikte İsrail işgali ve saldırılarına karşı savaşmak üzere kayıt yaptıran gönüllü üniversite öğrencilerinin sayısı kampanyanın 2. gününde 10 bini aştı.-timeturk-

Gazze İçin-Az Laf-Çok Gözyaşı-Bol Dua

// YORUMunuz için ::



*Bu gün yapılacak miting ve eylemler listesi...

Türkiye Çeçen Komutanı Eliyle Ölüme Gönderiyor!

// YORUMunuz için ::


Bu sistemi de bu sistemin yardakçılarını da, hepsini Mazlumların Rabbi olan Allah'a şikayet ediyorum!

Tüm münafıkları diğer zalimlerden daha şiddetli bir yakarışla Rabbimin Kahhar sıfatına havale ediyorum! Kursağımda düğümlendi her şey.

Ey Bir Habeş kralı kadar olamayan ülkenin yönetici konumundaki insanları, bari bir Ebu Cehil kadar mert ve onun kadar samimi olun küfrünüzde ki sizin kimliğinizi net bir şekilde bilelim...


Kardeşlerim sizleri alttaki linkten Akp'ye tepki yağdırmaya davet ediyorum.


Rabbim'in bu etkinliği bir fiili dua olarak kabul etmesini ve tesirli kılmasına duacıyım.


http://www.akim.akparti.org.tr/akp.akim/faces/internetBasvuruGiris.jsp

*linki tıkladığınızda isim ve şifre istiyor bazen, o takdirde adres kısmındaki urln'in sonunda çıkan (noktayı) silip tekrar sayfayı yenilemeniz gerekiyor.


Ayrıca dileyenler Face Book'ta

"Çeçen Komutan Abdulazimov'a Sahip Çıkalım!"

başlığı altında düzenlenen etkinliğe katılabilirler, katılım için tıklayınız:

Türkiye’deki Çeçen Komutanın Çığlığını Duyalım!

Katil Dostum’a evsahipliği yapan Türkiye, mağdur Çeçenleri sınırdışı ediyor. İki Çeçen komutanın ölümünden sonra bu kez Çeçen bir komutan Rusya'ya teslim edilmek üzere zorbaca havaalanına götürüldü... Abdülazimov, Moskova’ya gönderilirse öldürülebilir!

*Özgün İrade:

"Anladığım kadarıyla durum şu: Rus gizli servisi KGB, Başakşehir'de 2 Çeçen Komutan'ı şehid edince ve bu haber ülke çapında duyulunca, Türk İstihbaratı KGB'ye fena halde kzıdı. KGB de ya bunları bize verin ya da burda öldürmeye devam ederiz dedi... İçişleri Bakanlığımız da maalesef 1.yolu seçmiş."

Çeçenistan'da Ruslara karşı savaşan Çeçen Komutan İmran Abdülazimov, İçişleri Bakanlığı'nın kararı ile Rusya'ya teslim edilmek istendi. Havalimanına getirilen Abdülazimov, pasaportunu yırtarak Moskova'ya gitmek istemediğini söyledi. Yere yatırılarak kelepçelenen Abdülazimov, pasaportu yırtılınca tekrar Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Edinilen bilgiye göre, Ruslara karşı Çeçenistan'da savaştığı sırada yaralanan İmran Abdülazimov (50), Azerbaycan'a yerleşti. Ailesiyle birlikte burada kalan Abdülazimov, 2002 yılında tedavi amacıyla ilk defa Türkiye'ye giriş yaptı. 10 gün Türkiye'de kalan Abdülazimov, tekrar Azerbaycan'a geri döndü.

Türkiye'de yaşamaya karar veren Abdülazimov, 2008 yılı Mart ayında Türkiye'ye giriş yaparak oturum izni aldı. Abdülazimov, ailesini de 2008 Mayıs ayında İstanbul'a getirerek Başakşehir'de yaşamaya başladı. Son günlerde İstanbul'da Çeçen komutanlara yönelik suikast girişimleri üzerine İçişleri Bakanlığı, 31 Ekim 2008 tarihinde Abdülazimov'un oturum iznini iptal etti. 29239/179709 sayılı İçişleri Bakanlığı'nın kararında, Abdülazimov'un sınır dışı edilerek Rusya'ya gönderileceği ifade edildi. Bunun üzerine polis, 19 Kasım 2008 tarihinde Abdülazimov'u "Polis merkezine gideceğiz, birkaç sorunun ardından serbest bırakacağız" diyerek gözaltına aldı. Emniyette ifadesi alınan 4 çocuk babası Abdülazimov, Kumkapı'daki Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

İmran Abdülazimov, bugün sınır dışı edilmek üzere iki sivil polis eşliğinde Atatürk Havalimanı'na getirildi. Pasaportunu vermek istemeyen Abdülazimov, polislere direndi. Bağırarak Moskova'ya gitmek istemediğini söyleyen Abdülazimov, pasaportunu yırttı. Polisler de, Abdülazimov'u yere yatırarak kelepçe taktı. Gözaltına alınan Abdülazimov, önce Havalimanı Polis Merkezi'ne, ardından da tekrar Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Bu arada, Çeçen komutanın eşi Ayzen Abdülazimov, Mirana (17), Nura (11), İslam (10) ve Meryem (3) isimli çocuklarıyla beraber eşini görmek için Atatürk Havalimanı'na geldi. Babasının serbest bırakılmasını isteyen Mirana, Türkiyeli yetkililerden yardım edilmesini istedi. Babasının Rusya'ya teslim edilmesine karşı çıktıklarını belirten Mirana, Türkiye'de yaşamak istedikleri ifade etti.

Çeçen komutanları kim öldürdü?

Aileyle beraber havalimanına gelen Mazlumder yetkilisi Nuray Canan Bezirgan da, İmran Abdülazimov'un ciğeri ile dalağının bulunmadığını ve tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Bezirgan, Abdülazimov'un hiçbir gerekçe gösterilmeden evinde gözaltına alındığını belirterek, Abdülazimov'un Rusya'ya teslim edilmesinin ardından öldürüleceğini ima etti. Bezirgan, İstanbul'da öldürülen iki Çeçen komutan ile Abdülazimov'un bir ilgisinin olup olmadığını bilmediğini söyledi.





"Eşimi neden sınır dışı etmek istiyorsunuz"

Eşi ve 4 çocuğu, İmran Abdülazimov'un Rusya'da öldürüleceğini söyleyerek gözyaşı döktü. İki amcasının Rusya'da öldürüldüğünü söyleyen Milana, babasının da aynı şekilde öldürüleceğini öne sürerek, kararın engellenmesini istedi. Ayzan Abdulazimov ise eşinin neden sınırdışı edilmek istendiğini bilmediğini söyledi. Öte yandan, Abdülazimov'un eşi ve 4 çocuğunun Türkiye'de oturum izninin devam ettiği belirtildi.-Haksözhaber


Bir Fikir İşçisi Cemil Meriç

// YORUMunuz için ::



 

"Taç yüz karasını pırıltılarla gizlediği için kutsal!" Bu Ülke 284

"Altınlarını cam karşılığı dağıtan kızılderiliyi hiçbir zaman gülünç bulmadım. cam, altından çok daha asil. İsrail peygamberlerinden beri lânetlenmiş bir maden, altın. Adı, tarihin bütün cinayetlerine karışmış. Pıhtılaşmış kan, insan kanı. Cam güzel, çünkü kirli bir mazisi yok. Cam güzel, çünkü kalbi var, kırılıverir."

''İzmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri, itibarları da menşelerinden geliyor hepsi de Avrupalı!''

"Derisine zincirli bir ruh olmamalı bizimki..."

-cemil meriç

Burada hakkı verilemeyecek bir tartışmaya vesile olmak istemiyorum lakin bir konuya kısaca temas etmek istiyorum. Bu hafta Cemal Reşit Rey'de "Türkiye'nin Ruhu Cemil Meriç'' adlı belgeselin galası yapıldı. İstanbuldaki can kardeşlerim sağolsunlar, kendileri vesilesiyle programa götürülen bir bilgisayardan canlı olarak iştirak etmeye çalıştım programa. Yine de sesteki bazı sorunlardan dolayı istediğim randımanı alamadığımdan tekrar izleyeceğim inşeallah. Bahsetmek istediğim konu vesilesiyle sizleri de bu belgeselden haberdar etmek isterim. Değinmek istediğim mesele ise prgrama Başbakan'ın özel olarak davet edilmesiyle alakalı. Iskalanacak bir program değildi ama bazı arkadaşlarım sırf bu yüzden programa gitmediler. Tayyip Erdoğan galaya iştirak etmese de; artık bu tür fikri organizasyonların protokol prosüdürlerinden arındırılarak anılan şahsın aklını ağrıttığı, ömrünü vakfettiği fikirlerle çelişecek davranışlardan uzak tutularak yapıldığını görmek isteyenler arasında olduğumu belirtmek istiyorum.

-dilsizmütercim


« Önceki ::